Bireysel Danışmanlık

Bireysel Danışmanlık

  • Depresyon, panikatak:

Bir çok hastalığa bağlı depresyon belirtileri olabilmektedir.Aşağıda bu belirtileri detaylı bulacaksınız. Depresyon belirtilerinden yola çıkarak nedenlerine doğru eğilip,tedaviyi ona göre belirlemek gerekir. Sadece depresyon belirtilerine bakıp, depresyonun nedenini araştırmadan depresyon tedavi etmek yanlıştır.

Depresyon Belirtileri:

– Hayattan zevk alamamak;kişi daha önce yapmaktan keyif aldığı, mutlu olduğu hiçbir şeyden artık zevk alamaz hale gelir.

– Yorgunluk, bitkinlik, enerji kaybı, sürekli uyuma isteği, çabuk yorulma.

– Motivasyon kaybı, isteksizlik, dışarıdan bakıldığında “tembellik” gibi algılanabilecek bir “rahatlık”. Her şey depresyonlu insanın gözünde büyür.

– Cinsel isteksizlik; orgazm olamama, ereksiyon kaybı.Erkek olsun,kadın olsun; cinsel istek azalır. Eşin cinsel talepleri işkence gibi gelmeye başlar…Bir çok insan eşi anlayışlı değilse, hastalık bahaneleri uydurarak eşini kendinden uzak tutmak ister.

– Uyku Bozukluğu: Uykuya dalmakta, sürdürmekte zorluk. Erken uyanmalar, kabuslu rüyalar, dinlenmeden uyanmalar, yataktan kalkmak istememeler…

– İşe-güce karşı isteksizlik,sık sık izin alma, rapor alma, iş değiştirme istekleri, işlerin gözünde büyümesi

– Aşırı alınganlık ve duygusallık, çabuk ağlama.

– Sabırsızlık, tahammülsüzlük, çabuk sinirlenme, öfkelenme, kırıcı olma…

– İştah kaybı kilo verme; ya da aşırı iştahla kilo alımı

– Sigara ve alkol tüketiminin artması.

– Geçici olarak kumar alışkanlığının, internet bağımlılığının ortaya çıkması.

– Geçici olarak “kleptomanik” (çalma hastalığı) olma

– İntihar düşünceleri, yaşamı değersiz bulma, çok tehlikeli araç kullanıp kaza yaparak ölme istekleri. Sağa sola sataşarak kavga çıkarma eğilimi…

– Zihnini bir konuya takma, takıntı ve saplantıların ortaya çıkması.

– Kendine olan güvenin kaybolması, değersizlik ve işe yaramama düşünceleri.

– Geçmeyen baş ağrıları, mide bağırsak sistemi şikayetleri, değişik vücut ağrıları, yanmalar, ateş basmaları. Bazen bayılma ve kasılma nöbetleri. Kalp ağrıları, nefes darlıkları boğulma hissi.

– Evden,işten her şeyden uzaklaşma istekleri.Bir ıssız yere gidip “kafayı dinleme” düşünceleri…

– İçe kapanma, kimseyle konuşmak istememe.

– Öğrenciyse, derslerde ciddi başarısızlık, odasından çıkmama, sorumluluklarını yerine getirmeme.

– Aşırı unutkanlık, dikkat ve konsantrasyon güçlükleri.

– Ruhsal acı ve sıkıntı hissi. Sürekli daralma bunalma, bir yere sığamama hali.

– Anlaşılmadığı, sevilmediği, istenmediği hisleri.

– Yaşlılarda terk edilme, sevilmeme düşünceleri.

– Hastalık hastası olma, sürekli kendini dinleyip doktorlara taşınma.

– Hiçbir şeyden memnun olmama, her şeyi eleştirme.

– Sürekli mutsuzluk, karamsarlık ve umutsuzluk hali.

– Sevdiklerini ve sahip olduklarını kaybetme endişeleri ve korkuları.

– Kendine bakmama,banyosunu öz bakımını ihmal etme.

– Ülkeden çekip gitme isteği.

– Aşırı şüphecilik, kıskançlık

– Temizlik takıntıları

– Her olayda en kötüsünü, karamsarını düşünme. Bütün olumsuzlukların gelip kendisini bulduğunu düşünme.

– Depresyon belirtilerinden biri de: Ya aşırı dine yönelme ya da dinden ve ibadetlerden soğumadır.

– Bazıları evinden işinden soğur. Evini satmak, taşınmak ister. Veya işyerini değiştirmek ister .sorunların kanağını orası görür.

Yukarıda sıralanan depresyon belirtileri, başka hastalıklarda da ortaya çıkabilir. Depresyonun klinik olarak teşhis edildiği durumlarda bunların çoğu tabloya eşlik eder. Bu kadar ayrıntılı depresyon belirtilerini yazmamızdaki amaç; en aşağı bir iki haftadır bu belirtilerden bazılarını yaşıyor ve başa çıkamıyorsanız bir uzmana başvurmalısınız…Önce detaylı bir fiziksel muayene ve çek- ap dan geçmekte fayda vardır. Bazen şeker hastalığı, kansızlık, vitaminsizlik, hipotroid ( guatr ), beyin tümörleri gibi bir çok nedende depresyona sebep olabilir ya da var olan depresyon belirtilerini ağırlaştırıp yenilerini ilave edebilir. Herşey normal ise probleminizin kaynağı psikolojik olduğundan bir uzmana gidilmelidir.

      • Anksiyete (Kaygı) Bozuklukları

Genel Tanım

Yaygın anksiyete bozukluğu (YAB) hastanın hemen her gün ortaya çıkan, birçok olay ve etkinlik hakkında aşırı kaygı ve üzüntü duyması ve bunun altı aydan uzun sürmesi durumudur. YAB’de kişi, olabilecek şeyler hakkında endişe ve üzüntü duymaktadır ancak bunların gerçekte olabileceğine ilişkin bir neden yoktur.

 Yaygınlık

YAB’nin bir yıllık görülme sıklığı %3, yaşam boyu görülme sıklığı ise %4-6 olarak bulunmuştur. Kadınlarda görülme sıklığı erkeklerden fazladır. Kliniklerde YAB tanısı konanların %55-60’ı kadındır. Epidemiyolojik çalışmalarda erkek/kadın oranı yaklaşık 2/3’tür.

Klinik Belirtiler

YAB’de hem bedensel hem de ruhsal belirtiler belirgindir. Hastalar artmış kaygı ve bununla ilişkili bazı düşünceler geliştirirler. Kaygının yaratmış olduğu fiziksel belirtiler zamanla klinik tabloya yerleşir. Kaygının sürekli olması kaslarda gerginliğe neden olur. Bu etkilenmeye bağlı olarak bir çok bedensel yakınma ortaya çıkar. Bunlar:

  • Ağız kuruluğu, gastrik yakınmalar, bulantı, kusma,

  • Göğüste baskı, soluk alma güçlüğü, çarpıntı, göğüs ağrısı,

  • Sık idrara çıkma, sertleşme sorunları, adet düzensizlikleri

  • Kulak çınlaması, titreme, başdönmesi, bulanık görme.

Ayrıca uyku bozuklukları ve unutkanlık en çok dile gelen yakınmalardan biridir.

Kaygı durumuna bağlı olarak durumsal panik ataklar gözlenebilir. Panik atağın hemen her zaman bir kaygı ya da kaygı veren bir durum nedeniyle ortaya çıkması panik bozukluğundandan çok YAB gibi diğer kaygı bozukluklarını düşündürmelidir.

Günlük aktivitelerde yaşanan yoğun kaygı hastanın sosyal ilişkilerine de yansır. Bazı hastalarda aile bireylerinde bıkkınlık olabilir. Üzüntü hastalarda sık görülen yakınmalardan biridir. Endişe hali ile birlikte hastalar gündelik işlerin içinde zorlanırlar.

  • Travma Sonrası Stres Bozukluğu

Travma, insanın fiziksel ve ruhsal dünyasını sarsıcı düzeyde etkileyen her türlü olay için kullanılabilecek bir tanımdır. Doğal afetler, terör, savaş, kronik ya da akut hastalıklar, ekonomik krizler gibi toplumsal travmaların yanı sıra, trafik kazası, tecavüz, taciz, istismar, ani hastalık ya da sakatlıklar, işkence, ayrılık, ölüm, işsizlik gibi kişisel travmalar mevcuttur. Kişi için bir olayın travma özelliği kazanması için o olayı kendisinin yaşaması şart değildir. Kendisi yaşamasa bile kişinin tanık olduğu sarsıcı bir olay da o kişi için travmatik olabilir.

Stres ise kişinin kaygısal dengesini bozan her türlü olay ya da durum olarak nitelendirilebilir ve herkeste travmanın etkisine ya da kişinin özelliklerine göre farklılık gösterebilir. Bir kayıp ya da bir ayrılık kimisi için travmatik bir özellik taşırken başka bir kişi bu durumdan fazla etkilenmeyebilir.

Travma sonrası stres bozukluğu ise tecavüz, trafik kazası, ağır bir hastalık, yangın, savaş gibi herkes için korkutucu olan ve kişinin fiziksel bütünlüğünü tehdit eden ya da ölüm tehlikesine sebep olan bir olaydan sonra gelişen bir takım belirtiler olarak tanımlanabilir. Bunun gibi olayları yaşayan ya da bu olaylara tanıklık eden kişiler aşırı derecede korktuklarını ya da çaresizlik ve dehşet duygularını hissettiklerini belirtirler.

Travma sonrası stres bozukluğunda travmatik olayların ortak özellikleri şunlardır;

1. acı veren olayın çok ağır oluşu

2. stresin, daha önceden kestirilemeyen, beklenmedik nitelikte oluşu

3. bireyin, olay karşısında denetim gücünün olmayışı yada çaresizlik durumu

  1. çevre desteklerinin yetersizliği

Travma durumlarında verilen normal tepkiler dört aşamada inlenebilir.

  1. Korkular ve kaygıların belirgin olduğu aşama

  2. Karşılaşılan durumun korkutucu sonuçları ve kayıplarıyla başa çıkabilmek için zihinsel ve duygusal olarak üstün bir çaba gösterdiği aşama

  3. Hayatta kaldığından dolayı minnettarlık ve mutluluk hissedilen aşama

  4. Travmatik durumun gerçekleşmesine zemin hazırlayan ya da sebebiyet veren kişi kurum ve durumlara karşı hissedilen öfke ve engellenmişlik aşaması

Travma sonrasındaki stres tepkileri

Yaşanan olağanüstü bir olayın ardından gösterilen tepkilerin hemen “anormal” olarak adlandırılması ya da ciddi bir psikolojik problemin varolduğu düşüncesinin yayılması doğru değildir. Yaşanan olağanüstü durumla ilgili olarak kişinin verdiği stres tepkileri belirli bir süre için son derece normal olarak karşılanmalıdır. Öncelikli olarak kişinin yaşadığı bu durumun gerçekliğine ve kendisine yaşattığı acı, üzüntü ya da kayba alışması gerekmektedir ki bu alışma süreci kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Hiçbir müdahale olmadan bu sürecin 6 ila 16 ay arasında tamamen kaybolduğu birçok araştırmada gözlenmiştir.

Travma sonrası stres bozukluğunda çok sık olarak yaşanan bir durum, olayın ya da sıkıntı veren durumun kişinin elinde olmadan tekrar tekrar hatırlanması, bununla ilgili düşüncelerin ve algıların var olmasıdır.

Ayrıca yaşanan travmatik deneyimin sık sık, sıkıntı vererek bir şekilde rüyada görülmesi de rastlanan bir durumdur.

Bunlara yanı sıra yada bunlara ek olarak, yaşanmış travmaya eşlik etmiş olan düşünceler duygular yada konuşmalardan kaçınma eğilimi, travmayla ilgili hatıraları canlandıran etkinlikler, mekanlar ya da insanlardan kaçınma ve uzak durma çabaları, travmanın önemli bir bölümünü hatırlayamama, insanlardan uzaklaşma ya da insanlara yabancılaşma hissi ve bir geleceği kalmadığı düşüncesini taşıma travma sonrası stres bozukluğu olan kişilerde sıklıkla gözlemlenen şikayetlerdir.

  • Fobiler: Özgül Fobi, Sosyal Fobi, Agorafobi
  • Bir duruma ya da objeye yönelik, her karşılaşmada ortaya çıkan panik duygusu/ yoğun anksiyetedir. Hastanın kendisi de korkularını mantıksız ve abartılı bulur. Kişi, korkutuğu şeyden kaçınır, bu korkusu işlevselliğini, sosyal ilişkilerini, mesleki performansını etkiler.

  • 3 tipi vardır:

  • Agorofobi: Panik bozukluk olmadan tek başına olabilir

  • Özgül Fobiler: Hayvan fobileri, durumsal özgül fobiler (yükseklik, kapalı kalma, kan-yaralanma-enjeksiyon-diğerlerinden farklı olarak bu grupta bayılma da vardır…)

  • Sosyal Fobiler: Toplum önünde bir eylemi gerçekleştirmek istediğinde ya da sosyal etkileşime girdiğinde bakışları üzerinde hissetme, küçük duruma düşmekten korkma. 13-18 yaşlarında ortaya çıkar. İ

    ki çeşittir:

    1)Yaygın Sosyal Fobi: Çekingenlikle beraberdir.

    2)Özgül Sosyal Fobi: Sadece belli bir alanda korku var.

    Etyopatogenez

    Çoğunlukla sebep belli değildir. Psişik travmalar, eklenen depresyon hali tabloyu zorlaştırır.

  • Belirti ve Bulgular

  • Anksiyete (özellikle korkulan obje ile karşılaşıldığında)

  • Fizyolojik bozukluklar: terleme, hiperpne, taşıkardi, midede kramp…

  • Çekinme: Korkulan obje ve durumlarla karşılaşmaktan çekindiği için hasta bazı davranış kalıplarını benimser.

  • Çekinme ve sakınma nedeniyle normal hayatın gerekleri ile günlük faaliyetteki kısıtlamalar arasında bir karmaşa yaşanır.

  • Agorofobi: Dışarıya yalnız çıkma, yalnız kalma, kalabalık yerlere girme, toplu taşıma araçlarında seyahat etme gibi durumlardan korkma ve kaçınma.


  • Uyku Bozuklukları

    Uyku; gün boyu yorulan vücudun ve yıpranan sinir sisteminin, yenilenmesi ve dinlenmesi için kendini bakıma aldığı bir zaman dilimidir. Bu zaman diliminde meydana gelen sorunlar (uykuya dalamama-erken uyanma) vücudun kendini yenilemesine engel olur ve kişi kendini ruhsal ve bedensel olarak kötü hisseder.

    Uyku ihtiyacı yaklaşık 9-10 saattir. Yetişkin bir insan için günlük 7-8 saat uyku yeterlidir. Fakat bu kişilere göre farklılıklar gösterir. Üç- dört saat uykuyla yetinen bir insan olabileceği gibi, dokuz-on saat uyuduğu halde hala uykusuzluk çeken insanlar da vardır.Yaşlı insanların vücut işlevleri yavaşladığından ve gün boyu fazla hareket etmediklerinden dolayı uyku süreleri daha azdır. Sıkıntılı ve stresli kişiler daha fazla uyurken, hayatla barışık, neşeli insanların daha az uyuduğu gözlemlenmiştir.

    Uyku bozuklukları sadece az uyumayla değil aşırı uyku haliyle de kendini gösterir. Kişi 9-10 saat uyuduğu halde kendini uykusuz hisseder, uyanmakta güçlük çeker. Başkalarının yardımıyla uykudan uyanır.

    NEDENLERİ

    Uyku bozukluklarının psikolojik ve biyolojik bir çok nedeni vardır. Ağrılı bir hastalık veya kullanılan ilaçlar biyolojik neden olarak gösterilebilir. Duygusal problemler, sosyal ilişkiler, günlük yaşamda başa gelen sıkıntılı durumlar, iş yerinde, evde veya okuldaki stres ortamı kişinin üzerinde baskı oluşturur. Bu tür gerginlikler rahatlamayı zorlaştırır, iştahı etkilediği gibi uyku düzenini de bozar.

    Depresyon

    uyku bozukluklarının en önemli nedenleri arasındadır. Bu durumdaki bir hasta zor uyur. Geceleri aralıksız bir uykudan mahrum kalır. Sık sık uyanma ve sabah erken kalkma gibi sorunları vardır. Bu da onun daha çok endişelenmesine neden olur.

    Ayrıca akşamları fazla miktarda tüketilen çay ve kahve uykusuzluk nedeni olabilir.

  • Obezite ve yeme bozuklukları

Obezite, dünyanın en önemli sağlık sorunlarından bir tanesi olarak kabul ediliyor. Her yıl yüz binlerce insan, obezitenin sebep olduğu kronik hastalıklara maruz kalıyor. Obezitenin sonuçları çok ciddi olabilir. Obezitenin fiziksel olduğu kadar psikolojik etkileri de göz önüne alınmalıdır. Obezite kişide depresyon ve kaygı bozukluklarına sebep olabilir. Obez kişiler, yüksek kan basıncı, felç, yüksek kolesterol, kalp hastalıkları, diyabet, göğüs kanseri, sindirim sistemi hastalıkları, üst solunum yolları problemleri, eklem rahatsızlıkları, cilt hastalıkları, adet düzensizlikleri, yumurtalık anormallikleri ve hamilelik problemleri gibi birçok ciddi sağlık sorunu yaşama riskiyle karşı karşıya kalabilirler.

  • Kişilik Bozuklukları

Kişinin içinde yaşadığı kültürün beklentilerinden belirgin olarak sapan, sürekli, davranış ve iç yaşantı örüntüsü. Bu örüntü, bilişsel, duygulanım, kişilerarası işlevsellik, dürtü kontrolü alanlarından ikisinde kendini belli eder.
Bu sürekli örüntü, çok çeşitli kişisel, toplumsal durumları kapsar. Toplumsal, mesleki alanlarda ya da önemli işlevsellik alanlarında bozulmaya yol açar. Değiştirilmez ve uzun süredir var olan bu örüntünü başlangıcı ergenlik ya da genç erişkin dönemlerine rastlar. Başka bir mental bozukluğun bir görünümü ya da sonucu olarak açıklanmaz. Bir maddenin kullanımına ya da bir hastalığa, kafa travmasına bağlı olmamalıdır.

KÜME A ( garip, aykırı)

  • Şizoid Kişilik Bozukluğu

  • Paranoid Kişilik Bozukluğu

  • Şizotipal Kişilik Bozukluğu

KÜME B (dramatik, emosyonel)

  • Antisosyal Kişilik Bozukluğu

  • Narsistik Kişilik Bozukluğu

  • Histrionik Kişilik Bozukluğu

  • Borderline Kişilik Bozukluğu

KÜME C (sinirli, korkulu)

  • Çekingen Kişilik Bozukluğu

  • Obsesif Kompulsif Kişilik Bozukluğu

  • Bağımlı Kişilik Bozukluğu

  • Kayıp, Yas ve TravmalarTravma psikiyatrik hastalıkların önemli bir kısmında yer almaktadır. Travma ile ilişkili hastalıklar; travma sonrası stres bozuklukları, akut stres bozukluğu, disosiyatif bozukluklar, sınırda kişilik bozukluğu (borderline kişilik bozukluğu), yeme bozuklukları, somatik belirti bozukluğu, hastalık anksiyetesi bozukluğu (hipokondriazis) vb. dir.
  • Yaşam Koçluğu

    Koçluk yoluyla kendinizi kendi yaşamınıza adamanızı sağlar; yaşamınızın her alanında daha fazla denge, yaşam sevinci, samimiyet, enerji, konsantrasyon ve hareket bulmanıza yardımcı olur.

  • Koçluk Nedir?Koçluk, başarılı ve yüksek potansiyelli insanların ve kurumların sıra dışı yaşamlar yaşamak için kullandığı araçlardan biri haline hızla gelmekte.Bu kadar hızla yayılmasının nedeni, kısa zamanda etkin sonuçlar elde etmesidir.Koçluk, bir insanın gelişmesine, yeni bir beceri, yetkinlik veya davranış öğrenmesine, kendisi için koyduğu hedeflere ulaşmasına veya bir problemini çözmesine destek olmaktır. Koçluk, ilk olarak 60’lı yılların sonunda ABD’de bütün bir kurumun daha etkin çalışması için çalışan örgütsel gelişim danışmanlarının yürüttükleri projelerin parçaları olarak kurumun içindeki liderlerle birebir çalışmaları ile başladı denebilir. Yani koçluk kavramı aslında organizasyonel gelişim çalışmalarının entegre bir parçası idi. 80’li yıllarda Thomas Leonard koçluğu daha geniş kitlelerin de yararlanacağı bir biçimde yapmaya ve profesyonel koçlar yetiştirmeye başladı.Koç, danışanına üç ana seviyede destek olur:Hedeflerine daha hızlı ve kolay ilerlemesi, fırsatları etkin biçimde değerlendirmesi, karşılan problemlerin çözülmesi,Bunları yaparken danışanın başka olay ve durumlara da  taşınabilecek yeni davranış ve düşünüş biçimleri öğrenmesi,Aynı zamanda da danışanın “öğrenmeyi öğrenmesi”: Koçluk ilişkisi  bittikten sonra da danışanın karşılaştığı durumlardan yararlanırken öğrenmeyi de yetkinliğini geliştirmeye devam etmesi.

    Kim bir Koçla çalışır?

    Yaşamımda iyiye yönelik bir değişiklik yapmak, tam potansiyelini eyleme geçirmek isteyen ve bunun için çalışmaya, risk almaya hazır herkes. Girişimciler, iş sahipleri, profesyoneller, ve değişim sürecindeki insanlar ile, gelişime açık şirketler genellikle bir Koçla çalışırlar.

  • İletişim Sorunları

İletişim kavramının farklı alanlarda birbirinden farklı anlamlarda kullanılmasına ilişkin yapılan bir araştırmada, 15 ayrı anlamda kullanıldığı belirlenmekle birlikte iletişim sözünün konumuz bağlamında ilk çağrışımı, insanlar arasında duygu, düşünce ve bilgilerin her türlü yolla başkalarına bildirimi olmaktadır.Tüm yaşamı boyunca, psikolojik olarak insanın, varlığını bildirmek ve varlığının farkındalığının kendisine bildirilmesi ihtiyacı vardır.Bu ihtiyaç içindeki insan, sözlü veya sözsüz çeşitli iletişim yollarına kaçınılmaz olarak başvurur. Her türlü iletişim insanın psikolojik gereksinmelerinin sonucudur. Kendisini tanıması, tanıtması ve sonuç alarak kendini değerlendirmesinde bu iletişim süreçleri önemli rol oynar. Kişiler arası iletişimle ilgili olarak yapılan tanımların buluştuğu nokta bu iletişimin psikolojik nitelikli bir bilgi alışverişi olduğu yolundadır(Capelle 1987). Evrim merdiveninin en üst basamağını işgal eden, en evrimli hayvan olarak tanıdığımız insan jest ve mimikleri en iyi kullanan, gelişmiş refleks ve içgüdülerinin yanında dili de içine alan çok karmaşık öğrenilmiş davranışlarla iletişim yapan yegane varlıktır.Ancak düşünürken, konuşurken, yazarken, dinlerken sürekli olarak, sembollerden oluşan dili kullanmaktayız.

 

  • Kişisel Gelişim

Kişisel gelişim birey olarak insanın yaşamından ölümüne kadar kendini geliştirmesidir. Kişisel gelişim nasıl oluyor peki; İnsaoğlu her gün televizyon, gazete, internet, okudukları kitaplar ve okullarda görmüş olduğu dersler sayesinde yeni bilgiler öğrenerek kendini geliştirmektedir. İşte bu kişisel gelişim’dir. İnsan kendi ilgi alanını bularak bu yönde kendisini geliştirebilmektedir

  • Obsesif-Kompulsif (Saplantı-Zorlantı) Bozukluğu

Kontrol edilemeyen ama sürekli tekrar edilen mantıksız alışkanlıklar ve huylar

Nedir?

Bu psikolojik hastalığa sahip kişiler kontrol edemedikleri ama sürekli tekrar ettikleri alışkanlıklar ve huylar geliştirirler. Çoğu kez bu zararsız ama garip huylar kişinin kafasındaki yoğun karışık duygularını kontrol edebilme ve düzenleme amacı ile başlar. Tekrar eden davranışlar ve düşünceler kişi için büyük bir endişe ve mutsuzluk kaynağı olmaya başladığı zaman ve kişinin normal yaşamını belirgin bir şekilde aksatmaya başladığında hastalık ortaya çıkar. Her ne kadar Obsesif-Kompulsif kişiliğe sahip hastalar sahip oldukları bu düşüncelerin, dürtülerin ve ihtiyaçların hiç bir mantıklı sebebi olmadığını bilseler ve durdurmaya çalışsalar bile kontrolleri olmadığını hissederler

Yaygın saplantılar aşağıda verilmiştir
1..Bulaşıcı hastalıklar ve mikroplardır, kişi tokalaşmak ile hastalık kapmaktan korkar.
2..Sürekli endişe etmektir, örneğin ocağı açık unutmak, ütüyü üzerinde bırakmak, kapıyı kitlemeyi unutmak gibi.
3..Aşırı düzen ve temizlik, örneğin kişi her gün evin her tarafının tozlarını alır ve eğer bir yer eksik kalırsa büyük bir sıkıntı ve rahatsızlık yaşar
4..Zarar verilmesi, örneğin sürekli olarak birisinin çocuğuna zarar vereceğinden korkmak
5..Seks. Sürekli zihinde belli seks görüntülerinin yer alması sonucu kişinin bu düşüncelerin dışarı yansımasından korkması.

Sürekli olarak bu tür endişe ve korkuları kafasından uzaklaştırmaya, umursamamaya yada bastırmaya çalışırken kişi zorunlu olarak yaptığı alışkanlıklar geliştirir. Hastalık kapmaktan korkan bir kadın ellerini günde yüzlerce defa yıkamaya başlar. İş yerinde seks ile ilgili bir lafın ağzından kaçmasından korkan bir adam sayısız defa 100’den geriye saymaya başlayabilir. Belirtiler stresli zamanlarda daha da kötüleşir.

 

  • Dürtü Kontrol Bozuklukları: kleptomani, saç koparma

Dürtüler insanı bir harekete doğru yönlendirir. Dürtü mutlaka haz, yani doyum ister. Dürtünün doyumu ile ruhsal ve bedensel denge hali oluşacaktır. Dürtünün doyumu sırasında gerçekliğin ve ahlaki, etik değerlerin de gözetilmesi için kişinin güçlü olması gerekir. Pek çok sebeple kişinin benlik gücünün zayıflamış olabilir. Dayanma gücü, sabır gücü zayıfsa dürtüler kontrolsüz çıkarak önemli yaşam sorunlarına yol açacaktır. Böyle durumlara dürtü kontrol bozuklukları denir. Aileler son zamanlarda zamane gençleri diyerek giderek artan şekilde çocuklarının, gençlerin çok sabırsız ve öfkeli olduğundan yakınmakta. Bunun en önemli nedenlerinden biri, bebeklikten itibaren ailelerin doğru sınırlar koyamaması, yaşına uygun sorumluluklar verilmemesi ve sağlıklı iletişim kurulamamış olmasıdır.. Büyüdükçe dürtüleri kontrol etme, doyurma, erteleme öğrenilir. Aksi halde dürtü kontrol bozuklukları gelişebilir. Dürtü kontrol bozukluğu bir ruhsal hastalıktır ve tedavi edilmesi gerekir. Bunlardan en sık karşılaşılanı, saldırganlık duygularını kontrol edemeyerek mala ve cana zarar veren kişilerde gözlenen bozukluktur. Çoğunlukla “yine nöbet geçiriyor,” diyerek huy olarak kabul edilir. Küçücük bir nedenle, aniden başlayan saldırgan tutum, vurup kırma, fırlatma, yumruk atma gibi davranışlar görülür. Normalde çok saygılı birinin aniden aykırı tutumu çevresindekileri iyice şaşırtır. Dürtülerini kontrol edemeyenlerin yaşantılarında çalkantılar vardır. Çocukluk döneminde şiddete ve travmaya maruz kalma sık görülür. Benzer şekilde davranan aile üyeleri model alınabilir. Kendini yetersiz hissetmenin, yapmak istediklerini yapacak gücü olmadığını düşünmenin de benzer tepkilere neden olabildiği unutulmamalıdır. Dürtü kontrol bozukluğu her yaşta başlayabilir. Ama gençlikte başlaması daha sık rastlanır. Kişi yaşlandıkça bulgular çoğunlukla yatışır. Yakınları, olgunlaştı, duruldu diye düşünür. Ancak bazen tersine yaşlılık dönemlerinde fiziksel sorunların artmasıyla, yetersizlik duygusu artabilir ve saldırgan ve kontrolsüz dürtüsel davranışlar artabilir.

Dürtü kontrol bozukluklarında;

Kendine ya da başkalarına zararlı olduğunu bildiği halde dürtülerine karşı koyamama ve davranışlarını engelleyememe ,

Dürtüsel eylem öncesi artan bir uyarılma durumu vardır.

Eylem sırasında rahatlama, haz hissederler.

Davranış planlanmış ya da planlanmamış olabilir.

Eylem sonrası suçluluk hissedilebilir ya da hissedilmeyebilir.

Aralıklı patlayıcı bozukluk , kleptomani (çalma), piromani ( istekli ve amaçlı kasti yangın çıkarma), patolojik kumar , trikotilomani (saç yolma) dürtü kontrol bozukluklarından bazılarıdır.

  • Stresle Başa Çıkma ve Öfke Kontrolü

Stres organizmanın bedensel ve ruhsal sınırlarının tehdit edilmesinde ve zorlanmasında oluşan bir durumdur. Bir tehditle karşılasan birey, bu tehditle başa çıkamayacağına veya geçinemeyeceğine inanmışsa strese girer. Stres fiziksel olarak bireyde çarpıntı, kas gerilimi, kan basıncının artması olarak belirir.

Uzun dönemde baş ağrısı, migren, yüksek tansiyon ve kalp hastalıkları oluşturabilir. Stres duygusal olarak bireyde endişe, karamsarlık, kızgınlık, öfke yaratır. Uzun dönemde kronik anksiyete ve depresyon, psikotik depresyon, fobiler, kişilik değişiklikleri, kişiliğin çözülmesi gibi ruhsal hastalıklar oluşturabilir. Stres zihinsel olarak dikkati toplayamama, unutkanlık, uzun dönemde uyku bozuklukları, takıntılı düşünceler oluşturabilir.

Fizyolojik, duygusal ve zihinsel etkilerin sonunda bireyde üretkenliğin azalması, yaşamdan keyif alamama, yakın ilişkilerden uzaklaşma, geriye çekilme, boşluk ve anlamsızlık duyguları oluşabilir.

Bireysel bütünlüğü bozan, zorlayan stres, çevresel nedenler, sosyal stres yaratan nedenler ve ruhsal stres vericiler olarak değerlendirilebilir. Stres çevre koşulları, sosyal yaşam, iş dünyası gibi, aile yaşamı gibi bireye dışardan gelen tetikleyicilerle başlayabildiği gibi, her bireyin kendi özgün dünyasındaki duygular, duygulanımlar, dürtüler, çatışmalar nedeniyle de oluşabilir. Bu tür nedenlerle bir doktora müracaat eden kişilerin dinamik yapıları, dikkatli ve ayrıntılı bir şekilde incelenerek bireysel terapi veya terapi grupları, psikodrama yöntemleri ile tedavi görürler.

Stres insanlığın tarihinden bugüne bireyin zaman zaman kendini içinde bulduğu bir durumdur. Bazen stres yaratan durumla başa çıkılamazsa depresyona giden bir süreç başlayabilir.

Bireyin yeni yasam koşullarına uyum sağlayabilmesi, yenilik ve değişimi kabullenebilmesi, kendini geliştirip zenginleştirmesi ve esneklik kazanması stresle basa çıkmada önemli etkenlerdir. Düşmanlık duyguları, yargılama, yineleyen bir biçimde kendini suçlama, aşırı duyarlılık kazanma ve gösterme, duyguların çözülerek ayak bağı olması, aşırı mantık kullanmak ve olayları ya çok iyi, ya çok kötü olarak iki uçta değerlendirmek, yeterince büyüyemeyip yetişkin yaşamına geçememek, çocuksu davranışlar, kişiler arası ilişkilerde iletişim ve etkileşim kuramamak ya da çekingen kişilik özellikleri, pasif tutumlar stresle basa çıkmada zorlayıcı ve başarısız olunmasına neden olan unsurlardır.

  • Bağımlılık: sigara, alkol, internet, oyun

    Sıgaraya, internete, alışverişe ya da kumar oynamaya, bağımlı olabilir misiniz?

Bağımlılık bir süreç sonucunda gelişir. Aşağıda Alkol/madde bağımlılığı, internet ve bilgisayar oyunları bağımlılıkları ve alışveriş bağımlılığı ile ilgili olarak değerlendirme kriterlerini bulabilir ve yazılan kriterlerle değerlendirme yapabiliriniz.

Alkol ve Madde için:

  • Kullandığınız miktar ilk başladığınızdan bu yana artış gösterdi mi?
  • Kullandığınız maddenin ilk verdiği etkiyi alabilmek için daha yüksek miktarlarda kullandığınız oldu mu?
  • Kullandığınız maddeyi bulamadığınızda fiziksel rahatsızlıklar yaşıyor musunuz?
  • Günün büyük bir bölümü maddeyi düşünmek, bulmak, kullanmak ve sonrasında bunu diğer insanlardan gizlemekle geçiyor mu?
  • Daha önce başarısız bırakma girişimleriniz oldu mu?
  • Kullanmayı planladığınızdan daha uzun süre ve çok miktarlarda madde aldığınız oldu mu?
  • Madde kullanımınız nedeniyle iş ile ilgili problemler yaşıyor musunuz?
  • Madde kullanımız nedeniyle ailenizle olan ilişkileriniz bozuldu mu?
  • Kullandığınız madde nedeniyle eskiden yaptığınız sosyal etkinliklere katılamadığınız oldu mu?

Bu kriterlere baktığınızda iki veya daha fazla soruya evet yanıtı veriliyorsa ullanım tehlikeli bir düzeye gelmiş ve hatta bağımlılık gelişmiş olabilir. Bu durumda daha detaylı bir değerlendirme için bir uzman ile görüşülmelidir.

 

İnternet /Bilgisayar Oyunları Bağımlılığı:

  • İnternette olmadığınız/oyun oynamadığınız zamanlarda kendinizi interneti/oyunları düşünürken, hayal ederken buluyor musunuz?
  • Doyuma ulaşmak için internette/oyunda geçirdiğiniz zamanı arttırma ihtiyacı hissediyor musunuz?
  • İnternet kullanımınızı/oyun oynamanızı azaltmak, kontrol etmek ya da durdurmak için başarısız girişimleriniz oldu mu?
  • İnternet kullanımınız/oyununuzu bitirmek, durdurma ya da ara vermeniz gerektiğinde kendinizi gergin hisseder misiniz?
  • İnternet/oyun nedeniyle önemli bir ilişki kaybettiğiniz oldu mu?
  • İnternet/oyun nedeniyle bir eğitim ya da kariyer fırsatını kaçırdığınız oldu mu?
  • İnternette/oyunda geçirdiğiniz zamanı saklamak için eşiniz, aileniz, arkadaşlarınız ya da terapistinize yalan söylediğiniz oldu mu?
  • İnterneti/oyunları sorunlarınızdan ya da olumsuz duygularınızdan kaçmanın bir yolu olarak kullandığınız oldu mu?

Bu kriterlere baktığınızda dört veya daha fazla soruya evet yanıtı veriliyorsa kullanım tehlikeli bir düzeye gelmiş ve hatta bağımlılık gelişmiş olabilir. Bu durumda daha detaylı bir değerlendirme için kişi ayrıntılı değerlendirme için bir uzman ile görüşülmelidir.

Alışveriş Bağımlılığı:

  • Yaptığınız alışverişlerde çoğunlukla bütçenizin üstüne çıkıyor musunuz?
  • Almayı planlamadığınız eşyalarla eve döndüğünüz oluyor mu?
  • Almayı planladığınızın çok üstünde miktarlarda alışveriş yapıyor musunuz?
  • Ortaya çıkardığı olumsuz sonuçlara rağmen alışveriş yapmayı engelleyemiyor musunuz?
  • Yaptığınız alışverişi ya da harcama miktarını gizlemek için eşinize, ailenize ya da diğer yakınlarınıza yalan söylüyor musunuz?
  • Alışveriş yaptıktan sonra suçluluk hissediyor musunuz?
  • Alışveriş yapmayı sorunlarınızla başa çıkma ya da olumsuz duygularınızla başa çıkmak için kullanır mısınız?
  • Alışverişleriniz nedeniyle eşiniz ya da ailenizle ciddi sorunlar yaşıyor musunuz?
  • Alışveriş yapmadığınızda kendinizi huzursuz, gergin, sinirli hisseder misiniz?

Bu kriterlere baktığınızda 4 ya da daha fazlasına evet diyorsanız konu ile ilgili olarak bir uzmanla görüşebilirsiniz.

 

Kumar Bağımlığı:

  • Gün içinde aklınıza sık sık kumar oynama ile ilgili düşünceler, hayaller anılar geliyor mu?
  • Aynı doyumu alabilmek için oynadığınız süre ya da harcadığınız miktar arttı mı?
  • Kumar oynamayı sonlandırmanız ya da azaltmanız gerektiğinde huzursuzluk, gerginlik, sıkıntı gibi rahatsızlıklar yaşıyor musunuz?
  • Kendinizi kötü hissettiğinizde ya da sorunlarınız olduğunda bunlardan kurtulmak için kumar oynadığınız oluyor mu?
  • Kaybettiklerinizi geri kazanmak için oynamaya devam ediyor musunuz?
  • Kumar oynadığınızı ya da oynadığınız miktarı gizlemek için ailenize, arkadaşlarınıza ya da terapistinize yalan söyler misiniz?
  • Kumarı azaltmak ya da bırakmak için başarısız girişimleriniz oldu mu?
  • Kumar oynayabilmek için gerekli parayı sağlamak amacı ile yasa dışı eylemlerde bulunduğunuz oldun mu (hırsızlık, sahtecilik, soygun..vs)?
  • Kumar nedeniyle önemli ilişkilerinizde ciddi sorunlarla karşılaştınız mı?
  • Kumar sonucunda ortaya çıkan ekonomik durumunuzu düzeltmek için aile, arkadaş ya da yakın çevrenizden size finansal olarak destek olmalarını istediniz mi?

Bu belirtilerden 3 veya daha fazlasına sahipseniz kumar ile ilgili bir sorununuz olabilir bu nedenle bu durumunuzu değerlendirmek için bir uzman ile görüşebilirsiniz.

Leave a Reply

Your email address will not be published.