Hayat Boyu Ergenlik

Hayat Boyu Ergenlik

Ergenlik kolay, kolay atlatılacak bir şey değil. Yaş yirmi- otuz -kırk -elli olduğu halde hala ergen durumunda olan çok insan var . Biz kendimizi hep aynı zannetsek de tek bir insan olarak nitelesek de bu gelişim süreçlerinde bir deri değiştirme süreçlerimiz vardır. Yani ruhsal olarak ruhsal ve fiziki yapımız değişmekte ve dönüşmekte. Bu değişim evrelerinden birincisi çocuğun doğduktan sonra geçirmiş olduğu ilk yürüme anına kadar yürüme zamanına kadar konuşma zamanına kadar geçen evresi. Toplumsal açıdan bu dönemin en önemli problemi dünyada bu dünyanın varlığına dirliğine düzenine değişmeyeceğine ve sürerliliğine olan temel güven duygusu oluşacak mı oluşmayacak mı? Eğer bir bebeğe bakan bir anne varsa ve bebek her ihtiyaç duyulduğunda anneyi orada bulabiliyor ise o anneden başlayan çekirdek güven duygusu. Evet, dünyada her şey gördüğüm gibi. Geçerli güvenilir olacak duygusunu yaşar.

Temel güven duygusu eksikliği ile hayata atılmakta, oradan borçlu geçiyor üst sınıfa . Eğer bu dönemde anne çocuğun bakım ve ihtiyaçlarını karşılar giderir bunda da biraz aşırıya kaçarsa çocuğu aşırı sever ve korur ve kollarsa ihtiyaçlarını gecikmeden verir ise bu çocuk bu döneme saplanıp kalıyor. Birinci sınıfı çok seviyor. Diyor ki ben ikinci sınıfa geçmek istemiyorum. Bu arkadaş ömür boyu pasif edilgen kalan yaşı yirmi otuz kırk elliye geldiğin halde hiçbir sorumluluk almayan başkalarının ona bakmasını doğal hak olarak gören ailenin yükünü sırtlandığı kişilerdir.

Birinci sınıfı geçenler ikinci sınıfa geliyorlar. Yani ikinci evreye iki ve üç yaş bu yaş kişilik yapısının oluştuğu yaş. Kişilik bir bireyin nesneyle eşyayla iletişim şeklidir. İşte bu oturma şeklinden başlayarak yeme şekline konuşma şekline yatma şekline yirmi dört saat zaman dilimini nasıl ve ne şekilde nerede kullanacağımıza dair olan detaylardır.

İkinci sınıfın temel haz kaynağı kişinin kendi iradesiyle eylem yapıp yapmaması. Bunun en şekillenmiş hali çocuğun kakasını tutup tutmama, anne der ki çocuğa tuvalete çiş-, kaka yap çocuk yapmaz çocuk onu sıkar, sıkar anne lanet olsun der terk eder tuvaleti çocuk salonun ortasındaki halının üzerine boca eder. Hep böyle olur sistem. Burada özerkleşme ve inatlaşma sistemidir. Anne ile çocuğun iktidar mücadelesi kaka üzerinden yapılır. Veya bazı annelerde bu yemek üzerine odaklanır. Çocuğun boğazına bir kaşık fazla yemek soktuğu zaman çok mutlu ve huzur içersinde iyi bir anne olduğunu zanneder. Çocuk bunu hissettiği zaman kapıyı kapatır. Pazarlık masasına oturur ne vereceksin parka götürecek misin anne de kuzu, kuzu kurallara uyar veya uyku saatleri annesi filan saatte yatacaksın dediği zaman kural koyduğunda çocuğun bütün mücadelesi gözleri uykudan kapansa da uyumamak alanında direnir, çünkü orada bir iktidar mücadelesi vardır. İşte bu dönemin hazzı çocuğun iktidar ve güç sahibi olan kişiye karşı direnmesidir. Bırak benim elimi ben kendim yürürüm. Bırak kaşığımı ben tutarım bunları hep biliyoruz ve hatırlıyoruz. Evet, burada ikinci problem de bu çocuk özerk bir birey mi olacak yoksa başkalarına bağımlı ve güdümlü özerk kimliğini kullanamayan aciz bir yaratık mı olacak. Bizim doğal seyrimiz çocuğun özerk bir birey olması konusundaki potansiyeli anne ve babanın desteklemesi ama desteklemezse çocuk çok uyumlu çok uslu çok hoş bir çocuk olur ama bu çocuk insan olmaktan çıkar. Hep başkalarının onay ve rızasını bekleyen zavallı aciz bir varlık olarak hayatına devam eder. Bu sınıfı da geçtik bu şekilde.

3 Üçüncü sınıfa geldik. Okul öncesi dönem 4-5 yaşlar. Üçüncü sınıfın temel haz kaynağı çocuğun kendi cinsel kimliğini keşfetmiş olmasıdır. Erkek kız olduğunun farkına varır beyin bu kadar gelişmiştir. Evet, bu dönemde de gizli girişimcilik  araştırmacılık başlar genellikle iğnecilik oyunları oynanır bu dönemde. İşte burada erkek kimliğinin erkek gibi hissedilmesi kız kimliğinin kız gibi hissedilmesi gerekir. Bu oyunlar bunu sağlar. Bu oyunlar böyle hafif yasakımsı ama yasak olmayan ,hıım ne yapıyorsunuz orada bakayım edalarıyla yaklaşmak lazım. Bir taraftan anlıyoruz ama hadi bakalım yeter gibisinden. Burada da cinsel kimliğin netleşmesi gerekiyor. Çocuk bu dönemde ya girişimci olacak her şeyi inceleyen irdeleyen soran bir yapı olacak veyahut soru sormaktan korkan utanç içinde olan bir çocuk olacak. Eğer bu çocuğun bu dönemdeki soru sorma iştahını kabartırsak ki bu genetik bir şeydir. Çocuk üç yaşına geldikten sonra her şeyi sorar. Meşhur soru ‘’bu ne?’’.

Biz bu dönemde bu çocuğun girişimcilik ruhuna destek olur soru sormasını arzu edersek çocuğa utanç duygusu vermez isek çocuğun soru sorma potansiyelini kırmaz isek çocuk hayatın her aşamasında bilmediği şeyi korkmadan ve özerk şekilde sorma cesaretini edinir.

Dördüncü dönem altı yaşında başlıyor on iki yaşlarına kadar sürüyor. İlkokul dönemi burada da aile içerisinde bir varlığı önem ve değeri olan bir birey ilk defa toplumsal görücülüğe çıkıyor. Kızımız oğlumuz buyurun sosyal hayatın içine bir ilkokul sınıfında rolleriyle başarılarıyla ve becerileriyle beğenilecek mi? Her anne yavrusunu çok beğenir. Ama analar ne kuzular doğurmuş onu birinci sınıfta görecek. Evet, orada herkes katıksız bir şekilde o çocuğu sevmeyecek. Eğer bir şeyler başarır ve becerirseniz sevecek. İşte anne baba bugüne hazırlarken çocuğunu dış ortamın şartlarına adapte edecek alışkanlıkları ve yetileri kazandırır. Orada el bebek gül bebek aman çocuğum kavga etmesin tartışmasın. Böyle bir dünya yok. Belki cennette vardır. Nasıl bir dünyada yaşıyorsanız o dünyaya çocuğunuz hazırlamanız lazım veya fanus içinde büyütmeniz lazım. Dolayısıyla ilkokulda çocuğun özgüven duygusu sosyal rolde başarısı kendine olan güveni bir sosyal normlara ulaşması ve oyun dönemi başlar. Oyun dönemi gerçekliğe hazırlanmak için yapılması gereken bir dönemdir ve çok önemlidir. Eğer çocuk oyun oynamıyorsa oynayamıyorsa hayatın oyununu da oynayamaz.  Memleketi yönetmek büyük bilim adamı olmak büyük müteahhit olmak büyük siyasetçi olmak ilkokul dönemindeki oyunlarla ilintilidir. Onunla ilgili kafasında formlar geliştirir belki aldığı eğitimden daha da önemlisi formal eğitimden daha da önemlisi çocuğun oyun oynayarak kendisine biçtiği role hazırlıklı olmasıdır. Orada pilottur orada mühendistir orada doktordur orada avukattır vesaire.

Beşinci dönem ergenlik dönemi. Bu dönem kimlik dediğimiz kendimizi tanımlayan şeyin temelinin atıldığı referans noktasının tüm ömür boyu kullanacağımız ana eksenidir. Ama ilk dört sınıftan bütünlemeli geçmiş arkadan dersleri varsa bu arkadaşımız için ergenlik daha sancılı ve problemlidir. Kimlik ve kişilik üç yaşında belirleniyor idi. Orada çocuğun kuvveti yoktur. Her ne kadar bırak anne ben yürürüm bırak anne ben yemeğim yerim veya en kötü şartlarda kakamı yapmıyorum istediğim yere yapıyorum der ama anne bunların hepsini fiziki gücüyle kontrol altına alır. Ne zamana kadar on iki on üç yaşına kadar, o güne kadar annesinin emrinde duran delikanlı bir gün kafası attığı zaman annesini kollarından tutar adamın kafasını bozma der. Anne bakar ki onu yenemeyecek. İş değişti. Kızımız derki gidiyorum. Eğer anne sistemi görmez de gidersen git dediği zaman kız gider. İşte böyle bir fırtınalı döneme giriyoruz. Kendilik tasarımı diye bir şey var psikolojide gözümüzü kapattığınızda kendimizi nasıl hissettiğimize dair. İçten hissettiğimiz duyumlar, bu güzelliktir cesarettir zekâdır akıldır bilgidir beceridir. Hoş ve güzel olan kızımız  akıllı ve zeki olan kızımız kendisini çok aptal ve çirkin bulabilir. Yüzüne biraz bakmakta zorlandığımız beyimiz ve kızımızda kendisini dünya güzeli zannedebilir. Şimdi bu algıyla alakalı. Nedir bu algıyı yaratanda anne babanın çocuğa hissettirdiği duygudur. Bu hissedilen duygu dış dünya ile realize edilerek normalleşir. On iki yaşına gelmiş bir kızımız veya delikanlının kendilik tasarımı o bir oyun çocuğudur fakat delikanlımızın sesi bu dönemde değişiyor. Tüyler çıkmaya başlıyor, kızımızın göğüsleri oluyor kalça leğen kemiği büyüyor yağlanma sistemi değişiyor ne kadar saklayabilirsin ki bunları. Çocuğun içinde ki tasarım ile gerçeklik örtüşmüyor. Bu çocuk için inanılmaz bir bunaltıdır.

Bütün içerideki sistemi yıkacak o kendilik tasarımını yeniden bir tasarım yaratmak durumundadır. Bu dönemde bir de içeriden hormon fabrikası başlıyor. Cinsel hormonlar arzu ve istekler tanımadığı bir şey. Karşı cins denen bir şeyi keşfediyor. İşte bu dönemim içerisinde sekiz on yıl süren bazılarının üç beş yılda biten bu hikâye de kendilik tasarımı bu eski tasarım yıkılıp yeni tasarımlar oluşturulurken sağlıklı bir yapıyla anne baba çanak tutar bu çocuğun ne yapmak istediğini anlar ve onun kimlik edinmesine destek olursa, sağlıklı bir kimlik yapılanmasıyla hayatına devam eder.

Yoksa bu dönemi anlamaz anne baba bu çocuğun içten gelen birtakım duygu ve dürtülerini tam tersi yönde söndürmeyi çalışırsa ömür boyu hasta olacak bir tip karımıza çıkar. Ergenlikten sonra gelen üç evre daha var. O evrelerde dünyayı gerçekten rasyonel bir şekilde sorgulayan kendi yetilerini sorgulayan her zaman gerçeği ve hakikati arayan bir kişidir. Orada bulduğu her şey aleyhine de olsa da onu zenginleştiren bir şeydir ama eğer bu yapıyı oluşturmamışsa hayatı ergen olarak geçecektir.

Leave a Reply

Your email address will not be published.